Zaman zaman

2007-03-20 23:22:00

Yine ayni mucize oldu. Blogumda da yazmistim gecenlerde.. Neden benim icin günler artik inandiriciligini kaybetmis bir hizda akiyordu. Ben saatlerle yarisirken bu zaman beni her defasinda yeniyor bütün perisanligima da uzaktan gülüyordu. Ben yaristikca, hizlandikca asabilesiyordum ama yine de ona kendimi ispatlayamiyordum. Sonra düsünmeye basladim.. Ben nerede hata yapiyordum? Mutlaka bir yerde bir delik olmaliydi bütün günümü gözden gecirdim ama o sizintiyi bulamamistim. Baktim bunun bir cözümü yok ben de cevaplayamadigim bütün sorular gibi evrene havale edip yasamaya devam ettim.   Micheal Ende`nin hic bitmeyen öyküsüne iyiki de kücücük bir cocukken raslamistim. Benim hayal gücüm üzerinde öyle bir etkisi olmustu ki. Oradaki yaratiklari rüyalarima, düs dünyama eklemistim. O siralar aldigim o tadi hala daha animsiyorum. Agzimin suyu akarak hic bitmeyecek öyküyü kendim icin hic bitirmemistim.   Yillar sonra Micheal Ende`nin `Momo`suna rasladim. Cevremdekiler yogun sekilde tavsiye etmislerdi. Kismet bu zamana, yani zamana bu kadar cok odaklandigim zamanaymis. Cok sacmalamadan hemen benim icin unutulmayacak bölümlere geciyorum: Suskun ihtiyar Beppo “Bak Momo ne oluyor biliyor musun? Bazen önüme upuzun bir cadde cikiyor. Öyle uzun ki insan bunun sonu gelmez diyor. O zaman acele etmeye basliyorsun. Gittikce daha cok acele ediyor insan. Her önüne baktiginda yolun hic de kisalmamis oldugunu farkediyorsun. Daha hizli ve daha gayretli calisiyorsun; sonunda nefesin kesilip gücüz kaliyorsun. ve cadde hala upuzun sekilde seni bekliyor." " insan caddenin tamamine bakip hemen bir karara varmamali. Her zaman adim adim ilerlemeli. Sürekli olarak bir adim ötesini düsünmeli, bir adim sonra derin bir nefes sonra bir süpürge. Iste o zaman hayat zevkli olur. Önemli olan isini iyi yapmaktir. Öyle de olmali. Bir de bakarsin ki, adim adim bütün yolu bitirmissin. Nasil oldugunu anlamadan ve yorulmadan." (Devam edicek)      ... Devamı

Momo

2007-03-07 22:50:00

Devamı

Bugun ne yaptin?

2007-03-01 15:09:00

  "WAS GIBT ES NEUES?"   Hergün kabus soru geliyor catiyor.. Hadi hergun cevap ver bakalim yeni olabilecek kayda deger ne yaptin dunden beri.. Bir yere kadar salliyorsun ama olmuyor hep ayni seyleri soylerken buluyorsun kendini.. Kitap okudum film izledim... ertesi gun Kitap okudum film izledim.... bu döngü devam ediyor.. Diger ulkelerden insanlarla kendimi kiyaslamadan edemiyorum.. Bunca seyi yapmaya nasil zaman buluyorlar.. Yoksa bizim oralarda doganlara 24 saat yerine 16 saat mi verilmis.. Zamani etkin kullanmak adina yaptigim butun calismalarsa hizimi arttirmaktan baska bir ise yaramiyor.. Yarin yine ayni soru.. Simdi YENI birseyler yapmaliyim.. Bu arada temizlik ya da yemek yaptim demek neredeyse yasakli cünkü sana hemen musluman toplumunun ezilen kadini rolunu biciveriyorlar.. Simdi gidiyorum.. Yeni birsey bulup gelecegim..:)... Devamı

istemeden gelen temsilcilik

2007-02-28 15:39:00

  Yine de cok ozledim, icinde bizle baslayan ve sonu genelde gulucukle biten, kendimize yonelttigimiz o masum elestirileri. Yine, biz olup icimizdeki digerlerini elestirmeyi ya da taktir etmeyi ozledim...  Bu duygulari anlamak icin bir yildan uzun bir sure yurtdisinda kalmak gerekiyor sanirim. Cunku sen onlarin televizyonlarindan gostermek istedigi, kitaplarinda betimledigi ya da belgesellerinde kotuledigi cahil dunyanin temsilcisi olarak oradasin. Türkiyede bu  kesimin varligini bilip geri kalmisliga yukaridan bakabilirken ,yurtdisinda butun cehaletin, vahsetin, siddetin, kadinlari doven adamlarin, hic okul yuzu gormemis kadinlarin,namus yuzunden oldurulup uzerine tukurulen insanlarin, kendi cinsi disinda baska biriyle konusamayan genckizlarin sorumlususun. Bizzat sen bu olanlarin sorumlususun. Ve senin yuzunden isler bu sekilde yuruyor. Yetmiyor..Bati dunyasinda sen sadece Türkiyenin agir yukleri altinda degil bütün müslüman dünyasindan da  bizzat sorumlusun. Sen televizyonda gordukleri insanlara bezemeyip sadece bir istisna teskil etsen bile, batili insanin bilincaltina isleyen kotu imajdan sorumlusun.. Türkiyede biz bizizdir. Ve kimse hergun umarim bugun ulkemden kotu bir haber almam diye gozlerini acmiyordur. Bu vahset goruntulerinin turkiye menseyli olmadigini geri kalmis ve egitilmemis butun insanlarin sorunu oldugunu soylemen yeterli degil. Bunun butun dunyanin sorunu oldugunu ekonomik olarak geri kalmis bir ulkede bu tarz seylerin gorunmesinin normal olacagini ve bu tarz olaylarin bati dunyasinin gecmisinde sikca gorundugunu su an ileri olmalarinin sebebini gecmiste aramalari gerektigini soylesende kendilerine yakistiramazlar bu vahseti. Su an modern dunyanin insanlariyiz ve olanlari kiniyoruz... Mevlana altinci Mükaleme de bunu oyle guzel belirtmis ki alintiyi yazmadan gecemeyecegim: "Eger bir insan kardesinizin herhangi bir kusuruna tanik olursaniz, gözlemlediniz bir kusur aslinda siz... Devamı

Ölü gelin ( corpse bride)

2007-02-20 17:56:00

  Bir Tim Burton Klasigi... 19. y.y `da Avrupanin bir köyünde gecen, soguk, karanlik havasi ile cikar iliskilerini konu alan, soylu kökleri olan ama yoksul kalmis bir ailenin zenginlesme umudu ile balik tüccarligi yapan bir ailenin sinif atlama cabalasini anlatan, Johny Deepin sesini duydugumuz ve fiziginden etkilenilerek Victoru betimleyen, Burtonca  bir romantik anlayis ile kurgulanan kacirilmamasi gereken sevimli bir animasyon..   Burnu havada Soylu bir aile eski zenginligine kavusmak, orta sinif tüccar bir aile ise sinif atlamak isterse ne yapar? Tabii ki soylu ailenin utangac kizi ile sonradan görmüs tüccar ailenin hafif sakar ogullari evlendirilir..   Victor ile Victoria birbirlerini daha once görmeseler de birbirlerinden etkilenirler, fakat Victor evlilige hazir olmadigini hisseder ve evlilik provasini bir türlü beceremez. O gece ormanda kendi kendine tekrarlarken provada soylemesi gereken cumleleri yüzügü bir dal parcasi yerine ölmüs bir gelinin parmagina takiverir. Sonra ise ölüler dünyasina gecilir, yasayanlar dünyasina tezat bol hareketli, bol renkli, bol iskeletli ve kurtcuklu görüntüler birbirini izler. Burton bu tezatla asil dünyanin ölüler dünyasi olduguna dikkat cekmek istiyor olabilir.. Siddetle olmasa da, harika gotik görüntüleri, komik replikleri, Burton in dehasini kacirmamak icin izlemenizi tavsiye ederim..    ... Devamı

Olasiliksiz 2. Bölüm

2007-02-19 17:06:00

OLASILIKSIZ ADAM FAWER   .... Birden aklina cocukken sirke gidip de filleri ilk gördügü gün geldi. Üc tane fil vardi ve bu alti tonluk canlilarin kacmamasi icin ayaklarina ince birer halat baglamislardi sadece. Nava`nin akli karismisti. Babasina neden hayvanlarin iplerini koparmadiklarini sordugunu hatirliyordu. " Bu kosullanmalari ile ilgili bir sey" diye acikladi babasi. " daha bebekken kalin demir zincirlerle baglanirlar. O ilk aylar boyunca da ne kadar cabalarlarsa cabalasinlar, bu zincirleri kiramadiklarini görürler." "Ama ipler zincirlerden daha ince" dedi Nava." Filler ipleri koparabilir." " Evet ama egiticiler filler zincirleri kiramayacaklarini ogrenene kadar ip kullanmazlar. Bak Nava onlari orada tutan ipler degil, kendi akillarindaki kosullanma. Iste bu yuzden bilgi onemlidir. Eger birsey yapabilecegini dusunursen, aslinda bu mumkun olamasa bileyapabildigini gorursun. Eger yapamayacagini dusunursen, o zaman da cogunlukla yapamazsin, cunku denemezsin bile yapmayi."   .......   1900'`lerin basina kadar herkes 1687`de yazilan Principia`ya göre Isaac Newton`un ortaya koydugu klasik fizik kurallarina inaniyordu. Fizigin en onemli ogeleri Newton`un hareket kurallariydi. Ona göre cisimlerin hareket onlara nasil bir güc uygulandigina bagliydi. Özünde Newton, Tanrinin evreni degismez bir takim kurallar cercevesinde, belirli bir planla ortaya koyduguna inaniyordu. Bu inanis topluma da yayildi. ve kapitalizm yayildi. Boylece dunya arz- talep kurallarina boyun egdi.   Sonra 1905`de Einstein Görecelik Teorisini ortaya atti. Ona gore hersey goreceli idi. Einstein Newton`un mutlak olarak varoldugunu saydigi, konum, hiz, ivme gibi seylerin baska bir seye gore goreceli olarak var oldugunu kanitladi. Dahasi zamanin goreceli oldugunu kanitladi.   " Yani ikimizda trendeysek ve hizlaniyorsa, disarisini ayni sekilde goruruz. ama sen trendeysen, ben de raylarin yaninda duruyorsam, o zaman farkli goruruz." (m.v: Buradan da ge... Devamı

Olasiliksiz 1. bölüm

2007-02-14 12:12:00

 OLASILIKSIZ  ADAM FAWER   ... Heisenberg bir partikülün hem konumunu hem de hizininin ayni anda belirlenemeyecegini ve böylece fiziksel dünyada herzaman bir belirsizlik oldugunu kanitlamis oldu. (Heisenberg kuantum fiziginin babasi oldugu kabul edilir.) Heisenberg Newtoncu fizikcilerin her zaman savundugu mutlak ilkelere karsi cikmis ve dünyanin siyah beyaz degil de, aslinda gri oldugunu ileri sürmüstür. ( 1926) Ona göre partiküllerin tam belirgin konumlari olamazdi, ancak olasi konumlari olabilirdi. Sonunda, 1927`de fizikciler bir araya gelerek Kopenhag Yorumu olarak adlandirilacak bir yorumda anlastilar. Bu yorumla Heisenbergin yorumlari destekleniyor ve gözlemlenen fenomenlerin, gözlenmeyen fenomenlerden farkli fizik kurallarina tabi oldugu kabul ediliyordu. Bu bir takim cok ilginc felsefi sorulara on ayak oldugu gibi, bilim adamlari hemen hemen herseyin olasi oldugunu da kabul etmek zorunda kaldiler. Cunku, mutlaklarla degil de olasiliklarla yönetilen bir evrende bütün sonuclar vardir..... Bu sekilde cagdas kuantum fizigi dogdu. ( m.v: Kuantumcular öngörüye inanmiyorlar cünkü onlarin dünyasinda sonsuz sayida olasilik olabilir.) ... Yine de teoriyi herkes kabul etmemisti. Özellikle yürekten Newtoncu olan bilim adamlari cünkü onlar determinizme inaniyorlardi. Onlara göre hicbirsey belirsiz degildi ve evren degismez kurallara göre yönetiliyordu. Deterministler herseyin bir nedeni olduguna inanir. (m.v: Deterministler eger gerekli bilgiler olursa öngürünün gerceklesebilecegine inaniyorlar. Eger simdi gelecegi bilemiyorsak bu elimizde yeterli bilgi olmadigindandir. Bu asamada da Laplacenin seytanina deginiliyor. ) ..... Darwin ``Türlerin kökeni" ni yazdiginda felsefecilere ve fizikcilere yüce bir güc tarafindan gelistirilmis bir dünya degil de, sayisiz belirsiz mutasyon sayesinde milyonlarca yl boyunca evrim gecirmis bir dünya oldugu görüsünü savundu. Bu eser 1859 yilinda yayimlandigindan beri, Yaradilisciligi reddederek evrimi kabul e... Devamı