Pause

2007-11-08 22:53:00

  Canim ikizim burada Bir süre aranizda olamayacagim Mutlulugun benim icin tanimi yanimda Devamı

Önce zengin olalim sonra düsünürüz!!!!!

2007-10-22 14:35:00

  Belki bosuna ugrasiyoruz ve üzülüyoruz. Belki de hersey olup bittikten sonra ve geri dönüsü olmadigi zaman arkamiza bakip kaybettiklerimiz icin aglamamiz gerekiyor. Belki akisa hic müdahale etmemeli sadece katlanmayi ögrenmeliyiz. Belki bu dünyanin ve bizim kaderimizdir. Insanligin hata yapmasi yetmemistir. Ders alamadigimizi, ogrenemedigimizi, insanlik yolunda sadece embriyo olarak kaldigimizi tekrar tekrar deneyimlememiz gerekiyordur.   Üzülmeyeyim diyorum ama yine de elimde degil.. Herseyden gectim ama... Bari Kaz daglarina dokunmayin..Bircok kisinin sagligina kavusmak icin tek alternatifi oranin havasi ve suyu olabilir. Lütfen 2 gram altin bulmak icin kaynagi belli olmayan yapiskan maddeler dökmeyin, suyunu kirletmeyin. Lütfen bari bir orasi kalsin..   Hic bir ise yaramayacak biliyorum daha önce oldugu gibi yine altin hayalleri kurulacak ve biz cok zengin bir ülke olacagiz. Avrupa`nin dogal kaynaklarinin, ormanlarinin, kültürlerinin gercek zenginlikleri oldugunu belki de biz hic anlayamacagiz. Cünkü önce bizim zengin olmamiz gerekir di mi? Altinimiz olursa ormanimiz da kaynagimiz da suyumuz da olur. Avrupayi yakalayabiliriz. Önce birkac gram altin bulunsun gerisi kolay...   Kaz daglarinin Alpler`den sonra dünyanin en fazla oksijenini ürettigini bilmiyor muyuz? Bircok hastaligin tedavisinin orada saglandigini, ülkemizin en fazla oksijen üreten bölgesinin yine orasi oldugunu, bitki örtüsü, hayvan türleri acisindan benzersiz oldugu ve Mitolojide yer aldigi, hakkinda bir sürü masallarin oldugunu, serin sularinin, mis gibi havasinin oldugunu bilsek rahatlikla sondajlar miydiniz?    ... Devamı

Mel`in bilmedikleri:)

2007-10-09 16:00:00

Bu haftaki etkinligin konusunu acikladiginda Mel beni  düs sokagi sakinlerini dinlemenin vazgecilmez oldugu, biraz asi, cokca kafasi karisik, okuyan, düsünen, yargilayan, hayati tanidigini sanan, diklenen, uysallasan, siir yazan, bunalimda olan, gülen, özleyen, ne istedigini bilmeyen ama kendini tanimak icin didinen yaslarima yani üniversite yillarima götürdügünü elbette bilmiyordu. Bir hafta boyunca onun sayesinde unuttugum bütün sarkilarini teker teker dinlerim. Ve benim icin bütün düs siirlerinden cok daha otesinde, icimdeki boslugu ve yalnizligi doldurdugum bu sarkiyi paylasmak istedim. Düs sokagi sakinlerinden MORYEL Al götür aşklarımıBeni ört dalgalaraKuşlar geçecek içinden     Açık bırak bu akşam...kapılarıSevişince ölümle kalpler      Gül kanayacak geceye...ağlamadanYakın gel gülen mor yelYakın gel kara düşlerimeAteşler at üşüyen bedenime        Uykulara yatYakın gel uçan mor yelÇünkü uykular çok güzelAl götür düşlerimiBeni göm dalgalaraSözler girecek içinden      Özgür bırak bu akşam...acılarıÖpüşünce şarkımla diller        Gül kanayacak geceye...ağlamadanYakın gel gülen mor yelYakın gel kara düşlerimeAteşler at üşüyen bedenime      Uykulara yatYakın gel gülen mor yelYakın gelÇünkü uykular çok güzel....... Devamı

Bes carpi iki

2007-10-06 00:19:00

aksam eve döndügündecanim konusmak bile istemiyorbana böyle aciyarak bakmahayal kirikligina ugramisbir çocuga bakarmis gibibiliyorum, evetbu kesinliklebir gün bizim için hayal ettiginhayat degildi agladigini bilmeyi dilerdimhayallerini yiktigim için beni pisman etmenive seni hep böyle tatli görmemeyibenden gelen herseyi kabullenmenümitlerimi yokediyorseni ve beni düsününcebilmiyorum sana daha fazlasini mi vermeliyim göreceksin göreceksindegisecek, göreceksinbelki hemen yarin degilama bir gün degisecekgöreceksin göreceksinbitmedin, göreceksinne zaman, nasil, söyleyememama degisecek, göreceksin.   5 carpi 2 Iki kisinin basindan gecen bir iliskinin bes halini anlatan bir Francois Ozon filmi..Ozon her filminde oldugu gibi bu benim icin en onemli olan filminde de gercekci, acimasiz ve objektif. Sondan basa ilerleyen filmde bitis(bosanma), güvensizlik( kiskanclik ve zayiflik), sorumluluk(cocuk), evlilik ve baslangic( tanisma) durumlarini birbirinden guzel müziklerle tasvir ediyor. Ve yine "Veda" filminde gördügümüz Valeria Bruni-Tedeschi ve muhtesem performansi. Güclü bir Fransiz kadinini canlandiriyor.  Karamsar bir bakis acisiyla aslinda "mutlu ask yoktur" argumanini dogrular nitelikte bir film..Ask,hepimizin sonunu bile bile icinde kaybolmaya can attigimiz deniz gibi Ozon icin. Güzel baslayan bir iliskinin güc, iktidar sorunlari altinda ezilmesinin hikayesi. Ama bu sefer güclü olan kadin.. Ve sindiremeyen bir erkek..    ... Devamı

Atilla Ilhan

2007-10-02 12:55:00

"Atilla Ilhan`in Paris`de gecirdigi yillardan cekilmis bir fotografi"   Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur? Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum, sen yoksun! Sevmek kimi zaman rezilce korkudur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Birkaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor Eski zamanlarda bir Cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum, sen yoksun! Belki Haziranda mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor. Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin...   Atilla Ilhan ( 15 Haziran 1925- 10 Ekim 2005) (Menemen`de dogdu. Nazim hikmerin siirleri ile yakalanmasi sonucunda 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı. Istanbul Hukuk Fakulterisinde okudu fakat son sinifta gazetecilige baslamasiyla egitimi yarim kaldi. 1948 yilinda ilk siir kitabi Duvar yayinlandi. 1949 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nazım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette aktif rol oynadı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan bir... Devamı

A.S.K

2007-09-27 21:39:00

Luigi Tenco(21 Mart 1938-27 Ocak 1967) Hakkinda ne söylemeli bilmem ki.. Aslinda o herseyi simdi dinlediginiz Vedrai`yi söylerken anlatiyor. Kim bu icten sesi duyup da etkilenmez ki.. Hele bu sarki, yanda fotografi bulunan ,kendi gibi harika bir sese sahip olan 'dalida`si icinse.. Dalida ile katildiklari San Remo yarisma programinda elenmelerinin onun intiharina sebep oldugu söyleniyor. Söyledikleri parca "Ciao Amore Ciao" dinlemek isteyen buraya buyursun: http://www.youtube.com/watch?v=bAUby0DRXCw&mode=related&search= Sonucu ögrendikten sonra sol sakaginda bir kursun yarasi ile bulunuyor. Hem de Dalidasi ile evlenmesine günler kalmisken..Cesetinin yaninda ise juriye karsi oldugu icin intihari gerceklestirdigi yaziyor.. Öyle görünüyor.. Ama ben buna inanmiyorum. Bir kaynaktan ögrendigime göre; dügün tarihlerini acikladiktan sonra bilmem hangi sebeple Dalida`nin bu is yürümez kücügüm demesi (aralarinda sadece 5 yas fark var)ve iliskiyi bitirmesi ardindan birlikte yasadiklari basarisizliklar intihar etmesine sebep olmustur..Bu sesi duyduktan sonra ikincisine yani romantik olana inanmak istiyorum.. Karar sizin? Kabul edelim bu parcayi dinlerken gercekci olmak biraz zor. Yillar sonra 3 Mayis 1987`de Montmarte`deki evinde sevgili dalidasinin da hayatta aradigi mutlulugu bulamayip intihar etmesi hikayeyi Romeo- Juliet kivamina getiriyor. Arkasindan su notu birakiyor: "Hayat artık çekilmez hale geldi...beni affedin." Yolu düsen belki görmüstür Paris`de Montmarte tepesinde bu büyülü sesin sahibinin büstü yapilmistir, mezari da oradadir. Sokagin adini da Dalida olarak degistirmislerdir. Fikir vermis gibi olmak istemem ama Hollywood belki Jane Austin`in ask hayatina musallat oldugu gibi onlarin asklarina da dadanir. Umarim böyle bisey gerceklesmez. O zaman onlarin asklarina olan bütün inancimi yitirmekten korkarim. Asagida Luigi Tenco Vedrai ( you`ll see) söylerken: http://www.youtube.com/watch?v=BrW67O3HX48... Devamı

Nunez de Balboa

2007-09-15 20:30:00

Profilden görebildigimiz gözler Nunez de Balboa`ya ait. Onun gözleri tarihte belki de en önemli gözlerden biri olarak geciyor.  Hirsli, yaratici, direncli ayni zamanda vahsi, acimasiz karakteri ile Ispanyadan altin bulup, zengin olma vaadi ile yola cikiyor(1500).  Amerika kitasina dogru giden gemi en yakin durak olan Espanola’ya(Haiti) variyor. Burada bekledikleri zenginlikten eser yoktur. Yolculuk devam ediyor. Martin Fernandes de Enciso adindaki gözünü altin hirsi bürümüs bir hukuk adami yeni bir donanma kurup  San Sebastiana dogru yola cikiyor. Tabii ki bu geminin icinde adamimiz Balboa ile vahsi siyah buldog köpegi de var. Enciso gittikleri yerde lider olmayi beklerken Balboa liderligi ele geciriyor cünkü vahsi topraklarda silah ve kaba kuvvet düzen ve hukuktan daha cok prim yapiyor. Ama Balboa ayni zamanda zeki. Eger yerlilerle isbirligi yapmazsa cok da ileri gidemeyecegini biliyor.Ve adamlariyla birlikte yerlileri karsilarina almadan onlarin destegini de alarak o sözü edilen ama kimsenin göremedigi efsane olmus o büyük okyanusu ve zenginliklerini fethetmek icin yola cikiyor. Bir yerde buna mecbur cünkü eger Ispanyaya simdiye kadar tarihte kazanilmamis bir basari ile dönemezse iktidara bas kaldirdigi bir asi oldugu icin kellesi istenecek. Ispanya ile yazismalar yapiliyor ve isin tahmin ettigi gibi gittigini görünce biraz da mecburiyetten ve kesfetme atesi ile balta girmemis ormanlara daliyor Balboa, ispanyollar ve yerlilerden olusan ekip. Panamayi cevreleyen daglardan gecilmesi lazim. Yola 190 kisi katiliyor. Sitma mikrobu, ekvatorun bunlatici sicagi, sivrisinekler, yerlilerin saldirilari derken bircok insan yolda kaliyor. Balboa onlari orada birakip yola saglamlar ile devam ediyor. Hem atlas okyanusunu hem de Pasifiki görebilecekleri siradaglara geldiklerinde Balboa zaferi hissediyor. O sirada saldiran yerlileri buldog köpekleri tarafindan parcalatiyor ve bunu büyük bir zafer coskusu icinde kutluyor. Ve iste&nbs... Devamı