Nükleer Savas hümanizm ve ortada kalmak

2008-02-16 23:39:00
"Gezegenimiz olan Yerküre`de bugün elli bes bin nükleer silah var. Bunlarin hemen hemen hepsi Hirosima ve Nagasaki` yi imha eden bombalardan daha güclüdür. Silahlarin yirmi ila yirmi iki bin yakinina stratejik deniyor ve mümkün oldugu kadar kisa sürede Yerküre capinin yarisini asacak güctedir . Balistik füzeler, yarim saatten kisa bir sürede istenen hedefe ulasabilirler.

ABD`nin
Atmosfer Arastirmasi Ulusal Merkezi bes bin megatonluk bir savasin temmuz ayinda olmasi durumunda neler olabilecegini hesapladi. Savas bittikten yirmi gün sonra duman yayilisinin genisligi dolayisiyla isi derecesi on bes, yirmi bes santigrad derece normalin altina düsecegi öngörülüyor.
Etkisi küresel captada olacagi biliniyor. Bu etki aylarca, yillarca sürebilir. Yalnizca tarimin tahrip olmasinin dünya capinda ne gibi feci sonuclara yol acacagini düsünün. Kuzey yariküre ortalarina isabet eden enlem, dünyanin dörtbir  yanina yiyecek ve uzman ihrac eden bir yer. Beslenmenin hic de kötü olmadigi ülkeler  örnegin Japonya bile, nükleer savasta Cin`den esecek  rüzgarlar altinda besin acisindan hemen hemen cöküntüye ugrar. Japonyanin yiyeceklerinin yarisindan cogunu ithal karsiladigini da unutmamak gerekiyor.

Dünya Saglik Teskilati epey kötü bir nükleer savasta gezegenimizdeki nüfusundan yarisinin ölebilecegini hesapladi. Ayni zamanda nükleer kis sorununun getirdigi soguk ve karanlik kis, öyle olgular getiriyor ki o sartlarda yalnizca insanlari, tarimsal bitkileri ve ev hayvanlarini öldürmekle kalmiyor ayni zamanda doganin eko sistemini de bozuyor. Ayrica sehirlerdeki modern sentetik esyanin yanmasindan cikan zehirli gaz dumanlari da  var ve bunun yaninda ozon tabakasinin tahribi sonucunda ortaya cikacak olan mor ötesi isinlarin fazlalasmasi sözkonusu.


Bundan baska bircok biyoloji uzmani gerek bitki, gerek hayvan gerek mikroorganizmanin toplu halde imha olacagina inaniyorlar. BU su demektir ki Yerküre`miz üzerinde mevcut hayat, yeni bastan yapilanmak durumunda kalabilir...


...Türün yok olmasi herzaman olasidir. Ama yok olmak bütün emelleri bosa cikarir. Türün silinip gitmesi atalarimizin milyonlarca yil süren cabalarini bosa cikarir.
...Teolojide gecen Yaratilis aleyhine suclar dedikleri sey iste budur: gezegendeki varliklarin toplu imhasi, gezegende evrim süreci boyunca ekolojinin tahribi. Bu durum acikca teolojik suc olarak göründügüne göre o zaman dinler su an neredeler? Yerlesik dinler, yerine göre bagimsiz düsünceli dindarlar neredeler?

... Bence, dinlerin, bircok acidan oynayabilecegi pozitif, yararli, hayirli, eylemsel, islevsel rol var nükleer savasin önlenmesinde.
.
..Fikir su: bu dünya yalniz bize ait degil. Gelecek olan tüm insan nesillerine aittir. Ve yalniz insanlara da ait degildir. Dünya`ya cok dar acidan bile baksaniz insan haricindeki diger türler icin yine de cok dikkat harcamamiz gerekir, cünkü hayatimiz bircok dolambacli yoldan onlarinkine baglidir. Cok iyi bilinen birsey olmasina karsin size hatirlatmak isterim ki bizim cigerlerimize cektigimiz soluk, aldigimiz nefes bitkilerin artik ürünüdür. Bitkilerin aldigi soluk da biz insanlarin artik ürünüdür. Eger düsünecek olursaiz epey samimi bir iliski. Biz gercekte bitkilere onlarin bize oldugundan cok daha fazla muhtaciz. Böylece bu dünya titizlikle bakilma deger bir dünyadir fikri, insanlarin gelecegine anlamli katkida bulunmak arzusunda olan dinlerin can damarini olusturmalidir.

...Fakat bu tür siyasal faaliyetleri baslica hedefi yapan herhangi bir büyük din görünmemektedir. "

Yukaridaki cümleler size ne kadar anlamli gelmistir bilmiyorum, sözler Carl Sagan`a aittir. Kurumsal dinlerin artik düsünmemiz gereken en önemli konu olan nükleer silahlanma konusunda birlesmeleri ve siyasileri, büyük sermaye sahiplerini uyarmasi gerektigine inaniyor. Ne kadar ütopik geliyor degil mi? Hele ki kutuplasmanin bu kadar arttigi artik hepimizin bilincli ya da bilinciszce uclara dogru sürüklendigimiz, sagduyunun, hosgörünün yok oldugu sadece kin, nefret ve siddetin ses getirdigi bir dünyada insanlarin, kurumsal dinlerin tarafindan uyarilip Yerküremizi korumak icin elele vermesi düsüncesi bile bana cok uzak geliyor.

**********************************
Eh yok olma tehlikesine kil payi yaklassak da oturup beklemenin kimseye  faydasi olmayacagini düsünüp  harika bir konsere gittim. Senem Diyici`nin konseri;

Cok farkli bölgelerden derledigi türk müzigini caz ile birlestirip farkli enstrümanlarla süsleyen bir tarzi var. Ve sesi cok etkileyici. Konser sonunda masamiza geldi. Türklerin yurtdisindaki sorunlarindan, oradan buradan konusurken, uzun yillar yurtdisinda yasayan biri olarak bize tek birsey söyledi. Ortada durun! Herkesin cilginca savruldugu su dönemlerde insanligimizi korumak ve sadece sevgi olabilmek sevgi düsünebilmek ve sevgi verebilmek. Bütün herseyi görüp icindeki dengeyi bozmamayi basarabilmek ve üretebilmek. Yani kisaca ortada durabilmek.
Tesekkürler Senem Diyici sayenizde cok özel bir geceydi..

0
0
0
Yorum Yaz