Sokak cocuklari

5/6/2008 · Kategori: Sinema-Film

         

S
okakta sikca görüp belki de kafamizi cevirdigimiz, bazen yüzsüzlüklerine kizdigimiz, bazen acidigimiz ama asla kolaylikla anlayamayacagimiz sokak cocuklari..

Wagner`in filmlerini daha önce hic izlememistim. Bu aksam "Ghettokids" adli ödüllü filmini izledim. Tipik bir sokak serserileri ve onlari adam eden ögretmen hikayesi sanmistim kapagina baktigimda. Pek de ciddiye almadan basina oturdum ama düsündügüm gibi cikmadi. Zamaninda Yunanistana yerlesmis bir Türk ailenin Almanyaya göc etmesini ve oradaki hayatlarini konu aliyor. Tren istasyonu evleri gibi olmus,neredeyse calarak yasayan göc etmis sokak cocuklarini anlatiyor film.Ceteler halindeler ve onlari hayata baglayan sey rap..Ögretmenin onlarin dünyasina girmesiyle hayata bakisi degisiyor. Aslinda film, cocuklarin degil bu sefer  de ögretmenin degisimini anlatiyor. Ögretmense hepimizi temsil ediyor. Konuyu uzun uzun yazmak istemiyorum. Ama filmi izlerken bir özelestiri yapma geregi duydum.
Secimlerimizde, tercihlerimizde kendi kararlarimizi verdigimizi saniyoruz ama hayir, verdigimizi düsündügümüz kararlar aslinda sadece cevremizin ve sosyal konumumuzun bize dayattiklari.
Bu filmi tekrar tekrar izlemek lazim. Sahip olduklarimizin bize verdigi güveni görebilmek ve aslinda kendimiz dedigimiz seylerin ne kadarini kosullar sayesinde sahip oldugumuzu anlamak icin.

Kalıcı Bağlantı Yorum (15) Yorum yaz!

Notes on the Scandal

5/3/2008 · Kategori: Sinema-Film


Digerleri gibi bu filmi de alip , canimin sikildigi ya da yalniz kaldigim bir aksam seyretmek üzere dolabima kaldirmistim. Televizyonda birkac kanal dolastiktan sonra  bu aksamin dolabimi kurcalamak icin özel bir aksam oldugunu düsündüm. Cayimi tazeleyip oturdum Notes on a scandal in basina.

Ilk sahnelerden sardi beni. Oyunculari zaten oldum olasi cok begenmisimdir. Sert disiplinli yalniz tarih ögretmenini Judi Dench canlandiriyor. Hayat dolu, icten, hafif saf ve bir ailesi ve iki cocugu olan resim ögretmenini ise Cate Balnchett. Judi Dench özellikle takintili bir lezbiyen rolünü muhtesem oynamis. Cate Blanchett zaten Hollywood`da en begendigim aktris.

Filmin konusu kisaca, Okula yeni gelen resim ögretmeni 15 yasindaki ögrencilerinden biriyle iliskiye giriyor. Ailesinden ve evliliginden memnun olmadigi icin degil, sadece cinsel tutku ve icindeki boslugu doldurmak adina yapiyor. Bizim takintili tarih hocasi Barbara `da Sheba(Cate Blanchett)`ya asik oluyor. Ve aralarindaki iliskiyi sir olarak saklayip Sheba`yi kendisine tutsak etmeye calisiyor.


Film Barbara ( Judi Dench)`nin su replikleri ile basliyor:
"Yeni bir okul yilinin ilk günü. Iste sehirin ergenlik cagindaki isci sinifi geliyor. Gelecegin muslukculari, tezgahtarlari ve elbette arada sirada teröristleri. Eskiden müstehcen dergilere ve sigaralara el koyardik,artik bicak ve kokain buluyoruz. Ve onlar buna ilerleme diyorlar."

Filmin bir yerinde ise Sheba, Barbaraya aciliyor:
"Biliyor musun evlilik ve cocuklar bunlar harika ama insana anlam kazandirmiyor. Sorumluluk kazandiriyor ama boslugu doldurmuyor. Mesele hayatla arandaki mesafe ve hayatin kendisi.."

Sheba`nin ögrencisiyle olan iliskisini ögrendiginde ise Barbara icinden sunlari düsünüyor:
..."O zaman öfkemin beni kör ettigini anladim. Elime mükkemmel bir firsat gecmisti. Gizlilikle uzun dönemde bana sonsuza kadar minnetar kalmasini saglayabilirdim. Hicbirsey yapmadan herseye sahip olabilirdim"

B:Seni zavalli sey kendini öyle bir duruma düsürdün ki sana yardim edicem bu durumu atlatman icin sana yardimci olacagim. Bu özel bir konu ve böyle kalmasi gerekiyor.
S: Belki de istifa etmeliyim
B: Hayir okulda kalmalisin ama iliskin sona ermeli
 Bana söz vermelsin söz vermezsen sana yardim edemem
S: Tamam söz veriyorum
B: Ona noelden sonra söyliyeceksin bu herkes icin en iyisi
S: Cok tesekkür ederim..
Sirra her vakif olan kisi gibi Barbara`da Sheba`nin üzerinde iktidarini kuruyor ve onu kendi cikarlarina göre yönlendirmeye basliyor. Kendine bagli hale getirene kadar onunla oynuyor. Gücünü minnet duygusundan aliyor. Her gecen gün kendi kafasinda yazdigi seneryoya daha cok inaniyor. Shebanin ailesini sevmedigini ve sadece onunla mutlu olacagini düsünüyor.

Bir gün Barbara Sheba`ya icini aciyor:
..."insanlar ayri gezegenlerden gelenlerle yillarini bosuna harcarlar. Diger yarimizi bulmayi o kadar cok isteriz ki uygun olan yerine gercek olani tanimak büyük bir cesaret ister. henuz gencken kendimi cok farkli hayal ederdim dunyada taninan biri olcagimi tahmin ederdim bilirsin unlu biri ama zamanla insan sinirlarini farkediyor. hayati yalniz noktalamaktan cok korkar oldum."

Dostlugu zamanla zehirli bir sekilde kullanmaya basliyor Barbara. Herseyden hatta cocuklarindan bile kiskanmaya basliyor. Sonunda nefret ve intikam ile devam ediyor.



Film Zoë Heller'ın 2001 yılında yayınladığı çok okunan romanı "What Was She Thinking: Notes On a Scandal"dan alinmis. Romanin konusu, büyük sehirlerdeki yalnizligi konu aliyor. Yönetmeni Richard Eyre film hakkinda sunlari söylüyor: "Dostluk ve seksüel ilişkilerin zehrini anlatıyor. Bu gerçekten iki farklı takıntının, iki kadının engelleyemedikleri, kontrol edemedikleri tutkularının hikayesi."
Filmin sonundaki replik ise  filme damgasini vuruyor.
Bu bir ask iliskisi mi sence?
Sen kendini Virgina Wolf mu saniyorsun?
Biz arkadas degiliz
sen sevmek nedir bilmiyorsun
hayatin boyunca kimseyi sevmedin
bir tek sebepten yalnizsin okulda herkes senden nefret ediyordu
ben seninle ilgilenen tek aptaldim...

Simdi yatiyorum gec olmus, gereginden biraz fazla uzatmisim. Zamaniniz olursa izlemenizi tavsiye ederim.




Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Kücük Gün Isigim

16/11/2007 · Kategori: Sinema-Film

 

Kaliforya`ya giden sari bir Voswagen, icinde Hoover ailesinin sorunlu 6 üyesi..

Son zamanlarin bence en eglenceli, siradan ögelerle mucizeler yaratan ve dramatik bagimsiz filmi..

Yönetmenler Janothan Daytan ve Valerie Faris ödülü kapiyorlar tabii

Büyükbaba rolündeki Alan Arkin`e dikkat o da ödüle layik görülüyor..

 

Kücük kizimizi Kaliforyadaki güzellik yarismasina yetistirmeye calisiyor ailemiz. Yolculukta tabii ki kendi iclerine yolculuk yapiyor ve dünyalariyla yüzlesiyorlar. Bu anlamda tipik bir yol filmi. Ama filmin orjinalligi konuyu isleyisi ve iliskilerin yansitilmasinda sakli.

Mesaj ise cok acik:

Kaybetmek ya da kazanmak ikisi de karsidaki insanlarin yargisina göre olusuyor, neye göre kazanmis ya da neye göre kaybetmis sayiliyorsun? Kaybettigini düsündügün zamanlarda aslinda kazanmis mi oluyorsun? Aslinda gercek kayip denememektir diyor...

Denedigin seyde basarili olman diger insanlarin yargilarina göre degil ancak kendinden ona ne katabildiginle ölcülebilir.. Bu arada dondurma sahnesine dikkat cok eglenceli:)

Bir defe daha izler miyim? Kesinlikle defalarca izlerim.( Yaci gelirse bir kere de onunla izlerim. )

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Bes carpi iki

6/10/2007 · Kategori: Sinema-Film

aksam eve döndügünde
canim konusmak bile istemiyor
bana böyle aciyarak bakma
hayal kirikligina ugramis
bir çocuga bakarmis gibi
biliyorum, evet
bu kesinlikle
bir gün bizim için hayal ettigin
hayat degildi

agladigini bilmeyi dilerdim
hayallerini yiktigim için beni pisman etmeni
ve seni hep böyle tatli görmemeyi
benden gelen herseyi kabullenmen
ümitlerimi yokediyor
seni ve beni düsününce
bilmiyorum sana daha fazlasini mi vermeliyim

göreceksin göreceksin
degisecek, göreceksin
belki hemen yarin degil
ama bir gün degisecek
göreceksin göreceksin
bitmedin, göreceksin
ne zaman, nasil, söyleyemem
ama degisecek, göreceksin.

 


5 carpi 2

Iki kisinin basindan gecen bir iliskinin bes halini anlatan bir Francois Ozon filmi..Ozon her filminde oldugu gibi bu benim icin en onemli olan filminde de gercekci, acimasiz ve objektif.

Sondan basa ilerleyen filmde bitis(bosanma), güvensizlik( kiskanclik ve zayiflik), sorumluluk(cocuk), evlilik ve baslangic( tanisma) durumlarini birbirinden guzel müziklerle tasvir ediyor. Ve yine "Veda" filminde gördügümüz Valeria Bruni-Tedeschi ve muhtesem performansi. Güclü bir Fransiz kadinini canlandiriyor.  Karamsar bir bakis acisiyla aslinda "mutlu ask yoktur" argumanini dogrular nitelikte bir film..Ask,hepimizin sonunu bile bile icinde kaybolmaya can attigimiz deniz gibi Ozon icin. Güzel baslayan bir iliskinin güc, iktidar sorunlari altinda ezilmesinin hikayesi.

Ama bu sefer güclü olan kadin..

Ve sindiremeyen bir erkek..

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Mathilda

28/8/2007 · Kategori: Sinema-Film

 

 

I LOVE YOU LEON..!

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

El Laberinto del Fauno

26/8/2007 · Kategori: Sinema-Film

 

Sevgili kücük Ofelia`nin yürekli öyküsü..

Babasini kaybetmesi ardindan annesinin bir yüzbasi ile yeniden evlenerek onun yanina yasamaya gelmeleri, yüzbasinin soguk, acimasiz, ve otoriter davranislari, ic savas, fakirlik, üstüne üstlük hamile olan annesinin hastalanmasi...

Hayal gücü ne yapar? Böyle bir durumda hemen `görmesini bilene`yardima kosar. Ofelia`da hemen  ay krali babasinin yasadigi dünyaya gidebilmek icin yollar aramaya baslar. Tabii ki efsane tanri Pan`in ve kücük meleklerin yardimi ile. Fantastik ögelerin yaninda ispanyadaki ic savas dönemlerini, otoriteyi, baskici rejimleri, gücün elinde nasil tutuldugunu birlikte anlatiyor. Filmin en etkileyici tarafi reel ile reel olmayni birlikte sunmasi. Ve filmlerin sonunda alisik oldugumuz aslinda gercek olmayan dünya kizimizin hayal gücüydi seklinde bitirilmemesi. Iki dünya var, birisinin kurallari insan tarafindan olusturulan digeri ise büyü, tanrilar, labirentlerle dolu olan. Istedigine inanbilirsin seni gercege inandirmak icin zorlamiyor.  Gercek dünyadan fantastige gecerken renklerdeki degisime dikkat cekmek isterim.

Yüzbasi doktora `neden emirlerimi yerine getirmedin`diye soruyor. Doktor ise öldürülecegini bile bile `emirleri kayitsiz sartsiz uygulamak ancak sizin dünyanizda mümkündür`diyor. Kayda deger diger güzelli ise filmin Ivena Baquero yani Ofelianin oyunculuguydu. Müzikler Javier Navarrette`nin. Ninni cok yakismisti. Filmin yönetmeninin (Guillermo Del Tor ) ispanyol olmasi ve filmin ispanyolca olmasi ayrica etkiledi..

Bir daha izler miyim? Izlerim..

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Lord of war

4/5/2007 · Kategori: Sinema-Film

 

Her yıl konvansiyonel silahlarla 500,000 üzerinde insan ölmektedir; yani dakikada 1 kişi !

Soguk savasin ardindan Rusya`nin elinde kalan stogun gelismekte olan ülkelere satilmasini konu aliyor. Filmin hikayesi tamamen gerceklere dayaniyor.

 Andrew Niccol'un yazıp yönettiği filmde Yuri Orlov rolünde Oscar ödüllü aktör Nicolas Cage

var.  Filmdeki kadin oyuncu Bridget Moynahan silik olsa da filmin bu kadar cesur olmasi diger bütün eksiklikleri kapatiyordu. Yardimci erkek oyuncu Ethan Hawke cok iyidi. Giris sahnesi ve sonuc etkileyici. Müzik
Antonio Pinto.


 

Yuri`den unutulmayacak Son Sözler

Dünya kime miras kalacak biliyor musunuz? Silah tacirlerine. Cünkü diger herkes birbirini oldurmekle mesgul. hayatta kalmanin siir bu. Asla savasa girme. Ozellikle de kendinle....

 

(Keske dünyayi biraz daha temiz birakabilseydik..)

Bir kez daha izler miyim?

Kesinlikle tekrar izlerim..

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::