"i'll let you say you love me"

21/1/2008 · Kategori: Kitap

I


icimizden Muhtesem Gatsby`i okuyanlarimiz ya da filmini izleyebilmis olanlarimiz varsa Daisy`nin  basliktaki  cümleyi  söyledigi ani unutamazlar.

    Beni sevmene izin verecegim!
Bu tek cümle bile belki de Daisy`i tanimlamak icin yeterli oluyor. Romanda islenen platonik ask yillar sonra o Gatsby`e neler yaptirmiyor ki; Cok zengin biriyle evlenmeden önce Daisy`i tanimis olan Gatsby zihninde onu öyle bir yere koyuyor ki yillar sonra bir servet elde edip Daisy`nin oturdugu evin tam karsisinda bir ev aliyor. Ev demek dogru degil bir sato aliyor. Aralarinda bir göl var ve her aksam Daisy`nin evinin iskelesinde yanan yesil isiga bakarak teselli buluyor. Tabii bu kadar platoniklikten sonra kitabin bir yerinde karsina cikmasi ve kendini tekrar hatirlatmasi gerekiyor Gatsby`nin . O muhtesem karsilasmadan sonra Gatsby`nin aklindan gecenleri kitabin kahramani su sekilde yorumluyor:
"Veda etmek icin yanlarina gittigimde Gatsby`nin yüzünde ilk karsilastiklari dakikalardaki saskinligin yeniden yerlesmis oldugunu fark ettim; o anda duydugu mutluluk konusunda kafasinda az da olsa bir takim kuskular uyanmis gibiydi. Ne de olsa aradan bes uzun yil gecmisti! O gün bile Daisy`de hayalinde yasattiklarina uymayan bir seyler görmüs olmaliydi- bu kizcagizin yanlis davranmis oldugu anlamina gelmiyordu elbette; asil neden, Gatsby`nin gecen yillar icinde onu kafasinda fazla büyütmüs olmasiydi. Hayal gücü, Daisy`de dahil herseyin ötesine gecmisti. Cünkü yaratici bir tutkuyla kendisini hayal dünyasina atmis,sürekli yeni imgeler eklemis, önüne cikan her parlak tüyle onu bezemisti. Yalniz bir insanin hayalinde biriktirdiklerini hicbir taze tutku, hicbir yeni ates yok edemez."

Kitabin yazari F. Scott Fitzgerald. Amerikanin o cok sevdigim caz dönemleri. Arabalar, kiyafetler, yeni zengin zümrenin olusturdugu edebiyat ve sanat, Amerikan rüyasinin yasandigi 1920`li dönemler.
Aslinda beni  Scott  Fitzgerald`dan öte esi Zelda Sayre Fitzgerald etkiliyor. Bir asker balosunda tanisiyorlar. Ikisi de yazar, Zelda günlükler tutuyor, yaratici ve cilgin bir kadin. Scott Fitzgerald ilk tanistiklarinda ona kitabindaki kadin kahramanlara benzedigini söylüyor.  Ardindan ask ve evlilik. Fakat iki yaratici ve cilgin insanin aski evlilige fazla geliyor. Evlilikleri birbirlerinin sinirlarini denemek üzerine kuruluyor. Alkol, sigara, cilgin partiler, Zeldanin bagimsiz kisiligi derken birbirlerine hem zarar veriyor hem de birbirlerinden kopamiyorlar. Fiziksel ve sözlü siddet hic eksik olmuyor hayatlarindan. Amerikan basini sik sik asklari ve kavgalari üzerine yaziyor. Takip eden senelerde Scott Fitzgerald birbiri ardina basarili kitaplara imza atiyor( This Side of Paradise”(1920) i “Tales of Jazz Age” (1922) , “All the Sad Young Men” (1926), “Tender is the Night” (1934)  .( 1925 ) “The Great Gatsby”de (Muhteşem Gatsby). Yazdigi karakterler ve anlattigi hikayelerde Zelda`dan büyük ölcüde ilham aliyor. Gittikce bu ilham fikir calmaya hatta eser calmaya kadar gitti. Basari mutluluk getirmedi ve ikisi de gittikce daha cok icmeye ve kavga etmeye basliyorlar. Ama her seferinde birbirlerine dönüyor birbirlerini yakiyorlardi. Hic bitmeyen kavgalar sonucunda Zelda bir akil hastanesine kaldiriliyor. Ve hayata orada veda ediyor. Scott Fitzgerald Muhtesem Gatsby`i yazdiktan sonra kalp krizinden ölüyor.

 Zelda Daisy`nin baslikta söyledigi gibi Beni sevmene izin veriyorum diyor ama hicbir zaman hayatin onu normal bir kadin rolüne sokmasina izin vermiyor.


Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

Nunez de Balboa

15/9/2007 · Kategori: Kitap

Profilden görebildigimiz gözler Nunez de Balboa`ya ait. Onun gözleri tarihte belki de en önemli gözlerden biri olarak geciyor.

 Hirsli, yaratici, direncli ayni zamanda vahsi, acimasiz karakteri ile Ispanyadan altin bulup, zengin olma vaadi ile yola cikiyor(1500).

 Amerika kitasina dogru giden gemi en yakin durak olan Espanola’ya(Haiti) variyor. Burada bekledikleri zenginlikten eser yoktur.

Yolculuk devam ediyor. Martin Fernandes de Enciso adindaki gözünü altin hirsi bürümüs bir hukuk adami yeni bir donanma kurup  San Sebastiana dogru yola cikiyor. Tabii ki bu geminin icinde adamimiz Balboa ile vahsi siyah buldog köpegi de var. Enciso gittikleri yerde lider olmayi beklerken Balboa liderligi ele geciriyor cünkü vahsi topraklarda silah ve kaba kuvvet düzen ve hukuktan daha cok prim yapiyor. Ama Balboa ayni zamanda zeki. Eger yerlilerle isbirligi yapmazsa cok da ileri gidemeyecegini biliyor.Ve adamlariyla birlikte yerlileri karsilarina almadan onlarin destegini de alarak o sözü edilen ama kimsenin göremedigi efsane olmus o büyük okyanusu ve zenginliklerini fethetmek icin yola cikiyor. Bir yerde buna mecbur cünkü eger Ispanyaya simdiye kadar tarihte kazanilmamis bir basari ile dönemezse iktidara bas kaldirdigi bir asi oldugu icin kellesi istenecek.

Ispanya ile yazismalar yapiliyor ve isin tahmin ettigi gibi gittigini görünce biraz da mecburiyetten ve kesfetme atesi ile balta girmemis ormanlara daliyor Balboa, ispanyollar ve yerlilerden olusan ekip. Panamayi cevreleyen daglardan gecilmesi lazim. Yola 190 kisi katiliyor. Sitma mikrobu, ekvatorun bunlatici sicagi, sivrisinekler, yerlilerin saldirilari derken bircok insan yolda kaliyor. Balboa onlari orada birakip yola saglamlar ile devam ediyor.

Hem atlas okyanusunu hem de Pasifiki görebilecekleri siradaglara geldiklerinde Balboa zaferi hissediyor. O sirada saldiran yerlileri buldog köpekleri tarafindan parcalatiyor ve bunu büyük bir zafer coskusu icinde kutluyor. Ve iste fethedilmeyen ve zenginligin bir yerde özgürlügün vaadedildigi topraklari görmek icin sadece bir tepe kaldi. O son tepeye tirmanirken onunla liderlik ettigi insanlari durduruyor ve o engin okyanusa bakan tarihteki ilk gözler onunkiler oluyor. Tabii bu olayin hemen yazilmasi gerektiginden katip cagriliyor. Ispanya kralinin adi olan büyük bir hac o tepeye konduruluyor hemen. 

Pasifigin kiyilarina gelindiginde ise cok görkemli bir tören ile Balboa su sözleri söylüyor:

"Ispanya Kraliyet taci yararina bu denizlere, bu topraklara, ve bu kiyilara, bu adamlara ve bu limanlara el koyuyorum; bu topraklari ve bu denizleri , üzerinde herhangi bir prens ya da bir kaptan hak iddia edecek olursa, ister hristiyan ister dinsiz, hangi inanctan olursa olsun, buralari Kastilya krali adina su andan baslayarak ve her zaman dünya döndükce ve kiyamet gününe kadar savunacagima ant iciyorum."(25 Eylül 1513)

Ama Balboa`nin gözlerindeki hirs sönmemistir. O daha da uzaklara inka Krallarinin oldugu peru`ya da gitmek istemistir. Fakat bu amacina ulasmadan yakin bir arkadasi tarafindan (Pizarro)zengin bir valinin cekememezligi yüzünden tutuklanmistir.

Onun ve yakin arkadaslarinin kellesi koparilmistir.Tarihe bir asi olarak degil bir kahraman olarak gecmistir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (10) Yorum yaz!

Madame Butterfly

2/9/2007 · Kategori: Kitap

 

 

Gallimard: Of her death. It is a .... a pure sacrifice. He`s unworthy, but what can she do? She loves him....so much. It is a very beautiful story.

 

Song: Well, yes, to a Westerner

 

Gallimard: Excuse me?

 

Song: It`s one of your favorite fantasies, isn`t it? The submissive Oriental woman and the cruel white man.

 

Gallimard: Well, i didn`t quite mean...

 

Song: Consider it this way: What wouldu you say if a blonde homecoming queen fell in love with a short Japanese businessman? He treats her cruelly, then goes home for three years, during which time she prays to his picture and turns down marriage from a young Kennedy. Then when she learns he has remarried, she kills herself. Now i believe you would consider this girl to be a deranged idiot, correct? But because it`s an Oriental who kills herself for a Westerner- ah- you find it beautiful.

 

Silence

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Olasiliksiz 2. Bölüm

19/2/2007 · Kategori: Kitap

OLASILIKSIZ

ADAM FAWER

 

....

Birden aklina cocukken sirke gidip de filleri ilk gördügü gün geldi. Üc tane fil vardi ve bu alti tonluk canlilarin kacmamasi icin ayaklarina ince birer halat baglamislardi sadece. Nava`nin akli karismisti. Babasina neden hayvanlarin iplerini koparmadiklarini sordugunu hatirliyordu.

" Bu kosullanmalari ile ilgili bir sey" diye acikladi babasi. " daha bebekken kalin demir zincirlerle baglanirlar. O ilk aylar boyunca da ne kadar cabalarlarsa cabalasinlar, bu zincirleri kiramadiklarini görürler."

"Ama ipler zincirlerden daha ince" dedi Nava." Filler ipleri koparabilir."

" Evet ama egiticiler filler zincirleri kiramayacaklarini ogrenene kadar ip kullanmazlar. Bak Nava onlari orada tutan ipler degil, kendi akillarindaki kosullanma. Iste bu yuzden bilgi onemlidir. Eger birsey yapabilecegini dusunursen, aslinda bu mumkun olamasa bileyapabildigini gorursun. Eger yapamayacagini dusunursen, o zaman da cogunlukla yapamazsin, cunku denemezsin bile yapmayi."

 

.......

 

1900'`lerin basina kadar herkes 1687`de yazilan Principia`ya göre Isaac Newton`un ortaya koydugu klasik fizik kurallarina inaniyordu. Fizigin en onemli ogeleri Newton`un hareket kurallariydi. Ona göre cisimlerin hareket onlara nasil bir güc uygulandigina bagliydi.

Özünde Newton, Tanrinin evreni degismez bir takim kurallar cercevesinde, belirli bir planla ortaya koyduguna inaniyordu. Bu inanis topluma da yayildi. ve kapitalizm yayildi. Boylece dunya arz- talep kurallarina boyun egdi.

 

Sonra 1905`de Einstein Görecelik Teorisini ortaya atti. Ona gore hersey goreceli idi. Einstein Newton`un mutlak olarak varoldugunu saydigi, konum, hiz, ivme gibi seylerin baska bir seye gore goreceli olarak var oldugunu kanitladi. Dahasi zamanin goreceli oldugunu kanitladi.

 

" Yani ikimizda trendeysek ve hizlaniyorsa, disarisini ayni sekilde goruruz. ama sen trendeysen, ben de raylarin yaninda duruyorsam, o zaman farkli goruruz." (m.v: Buradan da gercek diye nitelendirdigimiz seyin, sadece baktigimiz yerle yani durusumuzla ilgili olabilecegi ortaya cikiyor. Bu da cesitli newage felsefelerinin konularina giriyor.)

" Simdi saniyede 186,000 mil olan isik hizina yakin bir rokette gidersem garip bir sey olur. Sana kiyasla benim icin zaman yavaslamistir. Roketten indigimde senden genc olurum." Einstein bunu kanitlayarak zamanin bile gorece oldugunu kanitlamis oldu.

....

Maddenin temel taslari olan temel partikullere kuark denir

"oniki farkli kuark olmsina ragmen bizim gercekligimizdeki maddelerde bir tek ust ve alt kuarklar var ve kuark benzeri leptonlar. onemli olan kuarklarin ve leptonlarin madde olmadigini anlamaktir."

"peki nedirler"

"Enerji."

" Kuantum fizikcilere gore madde aslinda yoktur. Klasik fizikcilerin madde sandiklari sey aslinda bir takim elementlerin birlesimidir. onlari da atomlar olusturur. onlari da kuarklar ve leptonlar olusturur yani enerji. Yani aslinda madde enerjidir."

" Tüm bilincli ya da bilincsiz dusunceler beyinden elektrik sinyalleri yollayan nöronlar tarafindan olusturulur. Madde enerjiyse ve dusunce de enerjiyse o zaman tum madde ve dusunceler birbirine baglidir. iliskilidir. iste toplu bilincaltida bundan gelir. - bu yasayan, yasamis, ve yasayacak her canlinin paylasilan, birbirine bagli, bilincsiz zihnidir."

 

....Gelecek onu görene kadar sekilsizdir. Bir parayi havaya attiginda iki olasi gelecek vardir, birinde para yazi gelir, digerinde tura; ama sen görene kadar ikisi de degildir.

...Iste bu yuzden partikuller ayni anda heryerdedir. cunku ayni anda tum gelecektedirler.

....Laplace`nin seytani gecmisteki herseyi biliyor cunku gecmis hep tekil, cunku tum ayrimlar ileri dogrudur. Ama Laplaceìn seytani tam olarak gelecegi bilemez cunku birden fazla vardir. Laplacenin seytani tum olasi gelecekleri bilir.

( m.v:Kimse gelecegi bilemez. Sadece gelecekteki olasi durumlari bilebilir. En dogru karar da bu olasilikli hayatlardan basari olasiligi en yuksek olani secmektir.)

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Olasiliksiz 1. bölüm

14/2/2007 · Kategori: Kitap

 OLASILIKSIZ

 ADAM FAWER

 

...

Heisenberg bir partikülün hem konumunu hem de hizininin ayni anda belirlenemeyecegini ve böylece fiziksel dünyada herzaman bir belirsizlik oldugunu kanitlamis oldu. (Heisenberg kuantum fiziginin babasi oldugu kabul edilir.) Heisenberg Newtoncu fizikcilerin her zaman savundugu mutlak ilkelere karsi cikmis ve dünyanin siyah beyaz degil de, aslinda gri oldugunu ileri sürmüstür. ( 1926) Ona göre partiküllerin tam belirgin konumlari olamazdi, ancak olasi konumlari olabilirdi.

Sonunda, 1927`de fizikciler bir araya gelerek Kopenhag Yorumu olarak adlandirilacak bir yorumda anlastilar. Bu yorumla Heisenbergin yorumlari destekleniyor ve gözlemlenen fenomenlerin, gözlenmeyen fenomenlerden farkli fizik kurallarina tabi oldugu kabul ediliyordu. Bu bir takim cok ilginc felsefi sorulara on ayak oldugu gibi, bilim adamlari hemen hemen herseyin olasi oldugunu da kabul etmek zorunda kaldiler. Cunku, mutlaklarla degil de olasiliklarla yönetilen bir evrende bütün sonuclar vardir..... Bu sekilde cagdas kuantum fizigi dogdu. ( m.v: Kuantumcular öngörüye inanmiyorlar cünkü onlarin dünyasinda sonsuz sayida olasilik olabilir.)

...

Yine de teoriyi herkes kabul etmemisti. Özellikle yürekten Newtoncu olan bilim adamlari cünkü onlar determinizme inaniyorlardi. Onlara göre hicbirsey belirsiz degildi ve evren degismez kurallara göre yönetiliyordu. Deterministler herseyin bir nedeni olduguna inanir. (m.v: Deterministler eger gerekli bilgiler olursa öngürünün gerceklesebilecegine inaniyorlar. Eger simdi gelecegi bilemiyorsak bu elimizde yeterli bilgi olmadigindandir. Bu asamada da Laplacenin seytanina deginiliyor. )

.....

Darwin ``Türlerin kökeni" ni yazdiginda felsefecilere ve fizikcilere yüce bir güc tarafindan gelistirilmis bir dünya degil de, sayisiz belirsiz mutasyon sayesinde milyonlarca yl boyunca evrim gecirmis bir dünya oldugu görüsünü savundu. Bu eser 1859 yilinda yayimlandigindan beri, Yaradilisciligi reddederek evrimi kabul eden herkes, ayrica yazgi, kader gibi belirli degismezler oldugunu da reddetmisti ve determinizmi de reddetmek durumundaydi. (m.v: tam bu noktada ise termodinamigin ikinci yasasi olan entropi karsimiza cikiyor. Yani düzensizligin durmadan artmasi durumu. entropi yasasi bir yerde din felsefesi ile ilgilenenler icin yüce bir gücün ispati olarak ortaya cikiyor.Bkn. Caner Taslaman "Din felsefesi ve entropi")

....

Maxwell entropi kavramini buluyor. ikisi de ayni isida olana dek, digerine göre daha sicak bir varliktan isinin daha soguk olana dogru akmasi. Örnek vermek gerekirse sicak bir bardak suya atilan bir buzun soguklugunu suya aktarmadigini, suyun sicakliginin buza cekildigini ispatlamistir. .... Enerji herzaman yayilir, bir sistem herzaman en daginik haline gelir.Maxwell sonra da moleküllerin hareket yönü ve hizinin rastlantisal olduklarini söyleyerek, en hizli hareket eden moleküllerin test tüpünün bir yerinde toplanabilecegine yönelik bir olasilik oldugunu ileri sürdü. Bu deneyi ile enerjinin herzaman dagildigi konusundaki ikinci yasaya aykiri bir bulustu. (m.v: Böyle bir olasiligin olmasi kücük ama fazlasiyla kücük bir olasilik)Maxwell böylece ikinc kanunun ancak büyük bir olasilikla cogu zaman dogru olabilecegini kanitlamis oldu.

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Süslenelim de kimseler farketmesin..

10/2/2007 · Kategori: Kitap

 

Süs ile gelen güzellik üzerine;

---------------------------------------------------------

Dis görünüs bazen Hic de yansitmaz gercegi:

Oysa dünya hep gösterise kanmistir.

Dinde, her zaman ortaya cikan yanis gorusleri

Sacmaliklari düsünün:

Bunlarin icinde bir tane var mi ki,

Bilgic`in biri cikip da

Kutsal kitaplardan birinde ona dayanak bulmasin,

Alli pullu sözlerle akla yatkin gostermesin.

Ne denli katiksiz olursa olsun,

Disaridan bakildiginda iyi yani bulunmayacak

Kötülük yoktur yeryüzünde.

Yürekleri kum tepelerindeki basamaklar kadar sahte

kimbilir kac odlegin suratinda

Herkül`ün catik kasli Mars`in sakalini gorursunuz;

Iclerine bakin, cigerleri sütbeyazdir.

Uzattiklari sözüm ona yigitlik ciktintisi ile

Bahadir olduk sanirlar. Güzellige bakin:

Tartiyla alniyor artik ve mucize yaratiyor;

Ne kadar bol kullanilirsa

O kadar hafifletiyor insani.

Iste sözüm ona güzellerin basindaki,

Dalga dalga, yilan gibi kivrimli,

Rüzgarla cilvelesen, oynasan bukleler de,

Cogukez coktan kurukafa olmus mezarda yatan,

Baska bir kelleden kalma mirastir.

Iste böyle süs dedigin,

Tehlike dolu denizin aldatici kiyisidir;

Kisacasi, en akilli insanlari bile tuzaga düsürmek icin

Yalan dolanla dolu su devrin büründügü

Dogruluk kisvesidir.

 

W.Shakespeare.

 

Iste böyledir yüzüne bosalttigin boyalar sayesinde gelen güzellik...

Insanin Beynine yaptigi yatirim gercek yatirimdir.

Ben beynini, yüregine güzel düsünceler ekmek icin kullanmis cirkin bir insana raslamadim daha.. Aksine öyle insanlarda gözün görebildiginden daha derin birseyler algilanir da isim verilemez- erdem mi güzellestirir insani??

Süsle güzellik olmaz sadece vitrin seyirlik olur.

Eh bu da lazim arada tabi.:)

Yoksa süslenelim de kimseler göremesin icerideki sigligi mi diyelim..

Ne kadar saklanirsan saklan gözlerden icerisi görünüyor. Rimellerin, parlak farlarin, rengarenk kalemlerin saklamaya yetmiyor...

Sevgili TAKMA kirpik ve tirnak arkadasima...

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!